28 kişi kendisini tutuyor, 18 arkadaşı var.


part-time fallen angel olarak çalışıyor.

rss kaynağı

tanıştık hoş sohbetlerimiz oldu lakin adını sormayı akıl edemedim tühh...

pantomime   05 Şubat 2007 12:59  

selam genç. fazla gezme buralarda kurt kapar mapar :)

falconom   29 Aralık 2006 02:38  

~ intihar üzerine ~

...
kan ödüldür açikçasi
sana bugün bir kurban kestim
hala agriyor ve akiyor bileklerim
...

hayattan kaçis yanilsamasidir. son olmasini dilediginiz adamla görüsürsünüz önce, son kez sevgilicilik oynarsiniz. yola çikiyorum bu gece, gidiyorum dersiniz bilinmezime, çok uzak bir ülkeye. en sevdiginiz anime resimli çakmagi hediye edersiniz hep istedigi gibi sigarayi birakacaginizi, artik ihtiyaciniz olmayacagini söylersiniz. sevinir çocuk gibi. yagmur yagmasini dilersiniz deli gibi, yagmaz, aglarsiniz... aglarsiniz gözyaslariniz kamufle edilmeden, sarilirsiniz içinize son çektiginiz kokunun onun kokusu oldugunu bilmenin hafifligiyle. yola çiktiginda beni ara der sadece bu ülkeyi terkettiginizi düsünen sevdicek, ararim dersiniz. son kez otobüse bindirir evine yolcu edersiniz, el sallarsiniz son kez oldugunu bilerek, deli gibi mutlu ve hiç olmadiginiz kadar hafif, özgür hissedersiniz kendinizi. tekele ugrar 2 bira alirsiniz. denizi görebileceginiz en uygun yeri bulduktan sonra oturup çok sevdiginiz denize, göge bakip can yoldasiniz kuzey yildizina veda edersiniz. bir yudum bira, bir hap... bir yudum bira, bir hap... böyle devam eder... yurda çikarsiniz sonra kalan vaktinizde sizin için degerli tüm arkadaslara, dostlara sarilirsiniz, sevginizi anlatmaya çabalarsiniz son kez. gece 12'de herkes kendi bloklarina dagilirken görüsürüz diyenlere gülümseyip görüsecegiz elbet dersiniz. bir küçük iskender kitabi çekip alirsiniz kütüphanenizden, mp3 playerinizi alirsiniz, tuvalete gideceginizi söylersiniz yine her zamanki gibi tuvalette kitap okuyup saatlerce çikmayacaginizdan dem vurur oda arkadaslariniz, gülersiniz. girersiniz tuvalete, müzik dinler, siir okur, azrailin size hangi suretle görünecegini merak ederek beklersiniz ölümü. sikilirsiniz beklemekten, gözünüz dustaki permatige kayar. kendinizden hiç beklemediginiz bir cinnet haliyle alir bileklerinizi dogramaya çalisirsiniz.

...
tuvalette sarildim jilete hasretle öptüm
...

permatigin yanlis seçim oldugunu düsünerek küfredersiniz kendinize, aynami alip kirmaliydim diye düsünürsünüz ama artik ciddi bir halsizlik çökmüstür üzerinize, basinizi siir kitabina koyarak uzanirsiniz fayans zemine. sevdicegi giderken arayacaginiz gelir akliniza, telefona uzanirsiniz. kendinizden hiç beklemediginiz bir sogukkanlilikla konusursunuz kontörünüz bitene kadar, hiçbir sey anlamaz. beklersiniz... tüm planlariniza çomak sokan arkadaslariniz vardir. sandalyeye çikip lavaboyla tuvalet kismini ayiran duvarimsi seyin üstünden size su atmadan önce bakarlar. kim olduklarini seçemezsiniz... hatirladiklariniz sadece yuvarlak karalti ve çigliklardir. karaltilar içeri girer götürülürsünüz o hiç sevmediginiz beyaz duvarli hastanelere. muhtemelen pansuman yapilir. burnunuzdan içeri küçük parmak kalinliginda hortumlar salmaya çalisirlar, ölümün kendisinden beterdir. serumlar, beyaz/yesil önlüklü insanlar, polisler/jandarmalar. adli vakadir intihar hepsine göre. tüm yasadiklarinizdan sonra bir de kendinizin katili olmak istediginiz için sorgulanirsiniz. hastaneden çikarken geçen gece yagmasini çok dilediginiz o yagmur yagar. aglarsiniz, söz verirsiniz kendinize bir daha kaçmaya çalismayacaginiza dair. ne kadarini tutarsiniz, nereye kadar tutarsiniz iste orasi muammadir.
...

zetsumei   22 Kasım 2007 06:22  

ağla sevdam...

seni bıktıran fahişe gönüller yüzünden damarlarını jiletlere, yüzünü ölüme dayayarak ağla...

ağla seni anlamayanlara, yaranamadıklarına, harcadıklarına ve seni harcamakta ısrarcı olanlara ağla.. anlamazlar ama sen ağla parçalanana kadar...

seni kördüğümlerle düğümleyen, çemberler ve dört duvarlara mahkum edenlere ağla!

ağla ki çözülsün düğümler, ağla ki yıkılsın duvarlar kırılsın çemberler, ağla ki aşkın içindeki nefreti bulup tadasın, ağla ki parçalanıp yeniden doğasın...

20.11.07
04:24

zetsumei   20 Kasım 2007 04:23  

Uçsuz bucaksız göğün maviliğinde bilinmeze uçarken yorgunluğun getirdiği bir anlık dikkatsizlik yüzünden yere düştüğümde, gün doğumunda dudaklarınla karşıladın benş ve ben kana kana, kanaya kanaya içerken seni dört duvar bir tavan doğru koordinasyonları tutturup karanlığa mahkum etti beni... Ardından ellerin kayıp gitti güçsüz, yorgun parmaklarımın arasından. Bir hayalet edasıyla sızarken sen duvarlardan gitme diye haykırarak ardından koştum, duymadın, kayboldun beni tüm korkularla başbaşa bırakarak. Senin yerine soğuk duvarlar karşıladı bedenimi, düştüm... Acı içinde kıvranırken, çektiğim acının sebebinin yok oluşun mu yoksa bu soğuk, lanet duvarların bende açtığı yaralar mı olduğuna karar veremedim. Buradan senin gibi süzülüp çıkabilme umuduyla çırpınırken daha da büyüyen yaralarımdan akan kanımla boğulma korkusuyla nefes dahi alamıyorum şimdi. Asırlar boyu karanlıkta ışığı arayıp yaşamaya çalışırken "o"nu bir anlık olsun görmüş ve daha ne olduğunu kavrayamadan yitirmiş bir kaşif gibi hissediyorum kendimi... Eğer durdurabilseydim avuçlarımdan yerçekimine tutkun, toprağa kavuşma hevesiyle inadına, kanırta kanırta avuçlarımdan kayan kırık cam parçacıkları gibi davranan zamanı, mühürlü kalabilirdik o anın sarhoşluğuyla sonsuza kadar gün doğumunda... Çok mu bencilim? Şikayetçi olur muydun ki sonsuzluğun dahi bir sonu olduğunu bile bile o sonu benimle beklemekten? Bilmiyorum...

zetsumei   05 Mayıs 2007 05:24  

özledim seni.. seni özlemenin manasını burada klavyenin ucuna dokunan hiç kimse hissedemiyor benden başka. bir sevgiliyi özlemekten daha zor bir dostu sırdaşı özlemek.. özlendiğini bilirsen eğer vardır hayata dair tutunacak bir dalın. derim ya hep sana, bir gün tüm dünya sırtını dönüp gitse de acımadan.. ben hep seninle olucam. hep burda olucam...

Such a lonely day
And its mine
The most loneliest day of my life

Such a lonely day
Should be banned
This day that I can't stand

The most loneliest day of my life!
The most loneliest day of my life!!

Such a lonely day..
Shouldn't exist
A day that Ill never miss
Such a lonely day,
And its mine.
The most loneliest day of my life..

And if you go, I wanna go with you,
And if you die, I wanna die with you!

Take your hand and walk away..

The most loneliest day of my life!
The most loneliest day of my life!!
The most loneliest day of my life!!!
Life

Such a lonely day..
And its mine.
A day that I'm glad I survived..

seni seviyorum kamkam..

nonsense   03 Mart 2007 02:07  

Hiçliğinin Siyahında

Acımla körelttiğim bir bıçakla yarattığım mağrada doğradım seni sabaha karşı.

Bana uzanan ellerinden başladım ilk, tenime değdiğinde beni ölümün eşiğine sürükleyen parmaklarını, hayatımı bırakmak istediğim avuçlarını parçaladım. Simsiyah bir hiçlik aktı damarlarından kan yerine...

Arkanı döndün... Ah ne çok saklanmak istemiştim buraya! Yüzümü sırtına yaslayıp kör bıçağı beline dayadım. Yüzüme sıçrayan hiçliğin bulaştı tenine. İki kürek kemiğinin arasından öptüm, ürperdin. Bıçağı bastırdım ve yüzümü geriye çekip sırtının ortalarına doğru derin bir yarık açtım. Dizlerinin üzerine çöktün, hiçliğine bulandım...

Önüne geçtim, diz çöktüm. Mezarlıklardaki çiçekler gibi yere bakan yüzüne dokundum, çenenden tutup yukarı kaldırdım başını, boş bakışlarınla seviştim yine geçmişten kalma bir alışkanlıkla ayak üstü. Dudaklarına dokundum dudaklarımla ve diline... Kapadın gözlerini huzursuzca yanındakinin kim olduğunu görmemek için belki de.

Tanımadığım o kadının bedenine miras bıraktığı yara izlerini oymaya başladım itina ve nefretle. Bir tek onun hatıraları için döktün gözyaşı yine, parçalandım... Nefret ettim yaş döken gözlerinden. Bağırdım, duymadın. Nefretim büyüse de kıyamadım bebeklerinde kaybolduğum, kayboldukça kendimi daha da bir bulduğum gözlerini yok etmeye.

Arkana geçtim son kez. Korkmadın, biliyordun o kadının adı gibi saklanmak değildi bu kez amacım. Acımla körelen bıçağımı kinimle biledim son kez. Islak bir öpücük kondurdum kulağınla boynun arasında bir yere. gırtlağına dayadım bıçağı, sonsuz yok edişin sancısına hazırladım yüreğimi. Bıçağı bastırdığımda korkudan ziyade ölüme duyduğun açlığın sebep olduğu yutkunmanı hissettim. Son kez acıdı içim. Bastırdığım elimi hızla sağa doğru çektim. Hiçliğin sıçradı etrafa, bir hırıltı duydum manasız. Saçlarından tutup başını ayırdım gövdenden, kendime çevirdim ve son kez baktım huzurla ölüme dönen gözlerinin içine. "Seni Seviyorum..." dedim yine ahmakça, neyse ki duymadın... Bıçağı attım yere, başını incitmeden gövdenin yanına bıraktım.

En ücra köşesine çekildim mağranın ve seni rahatça görebileceğime kanaat getirdiğim bir yerden gün ağarıncaya kadar kendi hiçliğinin siyahında yok olmanı seyrettim.

22.11.06 - 07.12.06

zetsumei   17 Şubat 2007 16:56  

Günahların, Günahlarım

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Ben izin verdim yüreğimi çevreleyen "artıkaşkyok" barajında çatlaklar bırakmana. Onarmadım senin deyiminle istemeden bıraktığın çatlakları, izin verdim yıkılmasına, aşk sanrılarının içime dolmasına.

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Ben zorladım şartları huzursuzca, sana ulaşmamı engellerken her şey.

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Saatler "seni gördüm"ü vurduğunda ben daldım gözlerindeki ıslak karanlığa sorgusuz sualsiz. Kayboldum, kırıldım, üşüdüm, sustum...

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Ben verdim şefkatimi sebepsizca, uzandığında yanıma ve ben aldım seni gecenin karanlığında koynuma gözlerinden başka bir kadın silueti sızarken.

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Yüzünü bana döndüğünde, ben dokundum kurumuş, çatlak dudaklarına, ben seviştim şeytanın kusursuzluğunu gömdüğü bedeninle(her ne kadar yanımdaki sen değildin desen de...)

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Ben izin verdim suskun kalışına, sebepsiz kaçışına, beni parçalamana, kalbimin atışları daha durmamışken, aldığım son nefesi daha vermemişken, bilmediğin, bilmediğim bir boşluğa beni gömmene...

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
"Artık çek git"i vurduğunda saatler, ben kaldım seni bir daha göremeyecek olmanın bilinci ve sancısıyla yanında gurursuz bir inatla.

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Ben izin verdim var olan olmayan tüm gözyaşlarımı çalmana, geceler boyu yokluğunu koynuma salmana.

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Kabullendim işte tüm günahlarını benimmişçesine, uydurdum hepsini kılıfına, devrettim solumdaki meleğe işlesin amel defterime diye. Haklıydın hep sen, üzülme sakın, sızlamasın yüreğin dayanamam bilirsin, utanma kendinden, tiksinme...

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Günahların, günahlarım şimdi...

13/10/2006

zetsumei   17 Şubat 2007 16:55  

Acıdan uyuşmuş yüreğimde uzun zaman sonra hissedebildiğim tek şey varlığının sıcaklığıydı. Ektiğim
acının tohumlarından sevgiyi filizlendirdin belki de istemeden. Ellerin tenimde gezerken gözlerinde
sana yalancı bana yabancı olan o kadını gördüm. Sen değilsin dedin yanımdaki, üzgünüm... İçimde
filizlendirdiğin o yüce sevgiyle, gözlerinde süzülen o kadın suretini bile kabullenebilecekken ben gittin
yüreğimde nefret kokan yüzleri yere bakan sevgi çiçeklerini bırakarak...

10/11/2006

zetsumei   17 Şubat 2007 16:54  

Düş ve Gece

Yitik düşlere ithafen...

Dün hayatımın en huzurlu gecesine yumdum gözlerimi. yaptım dediğini, buz tutan düşlerime sarıldım, üşüdüm..
bir çöle uyandım sonra uçsuz bucaksız..
anne rahmindeki bebek gibi çaresiz kıvrılmışım, kan revan içindeyim kumlar yaralarıma yapışmış, canım çok acıyor. bedenime saplanmış devasa dikenler dudaklarım çatlamış kanıyor. akbabalar dönüyor üzerimde çığlık atamıyorum mecalim yok direniyorum ölmemek için. sonra kristallerin kum tanelerine çarptıklarında çıkardıkları sesi duyuyorum. "o" geliyor. korkmuyorum artık. benim için ağlıyor. düşen her bir damlayla o uçsuz bucaksız çöl kırmızı - yeşil gelincik tarlasına dönüşüyor. bulutların ardındaki o gizli ülkeden çiçek kokulu bir rüzgar esiyor, ürperiyorum. kıvrıldığım yerden güç bela kalkıyorum okadar yorgunumki her harekette hücrelerim parçlanıyor. yüzümü "o"na çeviriyorum bedeni kanıyor.benim vücuduma saplanan o devasa dikenlerin aynısı onda da var, onunda dudakları çatlamış. kanlı yüzüne dokunuyorum, parmakları kanlı saçlarımda geziyor. beraber öylece ağlıyoruz hiç konuşmadan. her damlayla birbirimizi arındırmak istercesine... kanlı yaşamlarımızı silmek istercesine. gözlerine bakıyorum, kayboluyorum derinliklerinde. o gözler bana diyor ki "bitti bebeğim, birbirimizi bulmak adına verdiğimiz o korkunç savaş artık bitti bak işte buldum seni kayıp dünyanın kadın ve erkek yüzleriyiz biz. şimdi tut ellerimden önce şu dikenlerden kurtulalım sonra kırık düşlerimizi katalım birbirine yaralarımızı saralım hadi. sonra gökkuşağının yanıbaşında emekle ve sevgiyle bir yol inşa etmeye başlayalım kayıp dünyadaki düş ülkesine giden. hatırlıyor musun bebeğim buraya düşmeden önceki mutlu zamanlarımızı? tanrıçamdın düş ülkemde" elinden tutuyorum, onaylıyorum gözlerimle ve yüreğimle "hatırlıyorum birtanem, tanrımdın düş ülkemde her saniye ruhuna ve bedenine tapındığım".

zetsumei   17 Şubat 2007 16:53  

İlk Aşka Son Mektup

kaç yıl oldu birbirimize içtenlikle sarılmayalı saydın mı?
ben yıllar önce bıraktım senin sıcak kollarını beklemeyi. hafızamı zorluyorum
yüzümüzdeki gülümsemelerin gerçek olduğu zamanları hatırlamak için, olmuyor.
öylesine uzaklar ki bizden... hatırladığım tek şey gecenin bir vakti evden çıkıp
gidişlerin ve soğuk kapının ardındaki donuk bakışlarım oluyor.
ilk aşklar unutulmazmış diyorlar ya, doğruymuş meğer.
ilk aşkımdın ve saplandın yüreğime gitmemecesine. yanlış insan olsan da,
bilinç altımda kalan "erkek" tanımı sendin. senden sonra karşıma çıkan her erkekte gülüşünü, sarılışındaki sıcaklığı aradım. gözlerindeki en ufak bir parıltıyı seninkine benzettiysem eğer, aşık oldum sandım. senin beni yanılttığın gibi yanılttılar onlar da.
onlar gitti, ben seni aradım durdum. haberlerin geliyordu bana, bazen de karşılaşıyorduk.
bu zamanlarda çoğunlukla nefret kusuyordum sana, dilime hakim olamıyordum, içim kan ağlıyordu. yanımda gibi durduğun anlarda elimi uzattığımda anlıyordum aslında ne kadar uzak olduğunu. ölmüş olsan eğer, toprağını "sen" bilirdim ve eminim toprağına sarılsam,
senden daha sıcak öperdi beni, senden daha içten dinlerdi. ama tüm sevgisizliğinle hayattasın işte, sevmedin beni baba...
sevgisizliğin dolayısıyla güçlüyüm belki ama, eksiğim... çirkinim...

hoşçakal...

zetsumei   17 Şubat 2007 16:53  

Gelmeyişlerine Ağıt

Sonbaharın hüküm sürdüğü kentlerde gözlerim çürüdü gelmeyişinle. Ağlamayı göğe devrettim şimdi, kalbim parçalı bulutlu... Yaratılışında narsist bir meleğin kendini resmettiği bedenin benimle her gece kaybolsa da dokunduğumda. Ve ben şimdi sende unuttuğum kendimi bilmemkaçıncı kez öldürüp atıyorum gamzelerindeki gayya kuyularına bir kez daha sen olabilmek için, sen yine bilmemkaçıncı kez bilmemezlikten geliyorsun...

07/11/2006

zetsumei   17 Şubat 2007 16:52  

Sobe!

Manasız bir masaldı üzerim(iz)e çöreklenen. Saatler "seni gördüm"ü vurduğunda bozuldu masalın büyüsü.
Saatler "seni gördüm"ü vurduğunda kızıl bir peri değildim artık, aciz bir külkedisiydim...
Sen hep beyaz atlı prens...

Dedim ya manasız bir masaldı bu. İyi bitmesini beklemek ahmaklıktı. Külkedisinin umudu, unuttuğu camdan
ayakkabıydı ve eşsiz ayakları... Pamuk prenses daha doğduğunda biliyordu prensin gelip onu kurtaracağını...
Benim ne eşsiz bir yanım vardı, ne umudum. Bilincimi zaten seni gördüğümde kaybetmiştim...

Dedim ya manasız bir masaldı bu, gamzelerinde sonunun mutsuzluğunu okuduğum...

12/10/2006

zetsumei   17 Şubat 2007 16:51  

Benimdin

Sana söylemek istediğim yığınla şey birikti kafamda, söyle(ye)medim... Söyle(ye)medim çünkü sesin tüm kelimeleri anlamsız kıldı, söyle(ye)medim çünkü gözlerinde gördüğüm o ışık sesinin anlamsız kıldığı kelimeleri sildi... Yüzündeki tek bir gülümsemeden sonra - ki hayatımda gördüğüm en güzel şeydi - silinen kelimelerimin izleri iki malum sözcüğü bir araya getirdi. Kim bilir kaç kez tekrarladım "seni seviyorum"larımı mühürl(ediğin)ü dudaklarımla, duy(a)madın... Bu kadar kelimeyi ilk ve son kez sana karşı bir araya getirdim, sen emir kipli bir yüklemle kurduğun kısa ve öz olumsuz uyarı cümlenle karşıladın gözlerine bakarken dudaklarımdan dökülmekten aciz olan sözcük öbeklerimi...

"Beni sevme..."

Bilmez misin sanki yüreğin emir kipli fiillere kulak asmadığını? Sevme dersin sen, o, sana inat koşar adım ilerler sevdaya. Tatbik ederek öğrendim ben ne yaramaz, ne inatçı çocuk olduğunu sevdanın.

"Onu sevme" diye feryat figan bağırdıkça ben, yüreğim elinde bir gül fidanı koşar adım ilerledi cehennemine...
O cehennem ki gerekirse sonsuza dek fahri zebanisi olup yanmak istediğim, o cehennem ki yüreğimin elindeki gül fidanını orta yerine dikip kanımla sulamak istediğim, o cehennem ki bir umutla ellerinden tutup, gözlerinden yayılan o büyülü ışığa sevdamı katıp yeşertmek istediğim, o cehennem ki yetmiş küsür milyon şeytanın sana yardım ve yataklık ederek zincirlerle çekip benden uzaklaştırmak istedikleri...

Ah nasıl umutsuz vakadır emir kipli olumsuzluk ekli yüklemlerle uyarı cümleleri kuran bir dosta sevdalanmak, an be an değişimini, uzaklaşmasını seyretmek, yanlış öykünü silip seni baştan yazacak tek yazarı gelmeyeceğini bile bile beklemeye ister istemez gönüllü olmak nasıl can yakar, bilemezsin...

Üzülmeyeceğim demiştim. İlk ve tek yalanımdı bu sana söylediğim, sen de farkındaydın zaten ne büyük bir yalan söylediğimin. Canımı yakıyor sesinin yokluğu, gülümsemeni bir daha asla göremeyeceğimi bilmek üzüyor beni... Biraz olsun acımı dindiren hiç oku(ya)mayacağın bu cümlelerim işte...

09/10/2006

zetsumei   17 Şubat 2007 16:51  

mario bross in vice city

silent hill 4 - room of angel

silent library

Müzik Kutusu

empeüçlerim

BLOG zetsumei rss kaynağı

adresi: http://zetsumei.sosyomat.com/blog
0 yorum var - 06 Eylül 2007 01:46 yazılmış

Sosyomatlar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. kedi sevenler

    kedi sevenler

    1918 üyesi var. üyelik serbest.
  2. Tim Burton

    Tim Burton

    850 üyesi var. üyelik serbest.
  3. TattooPiercing

    TattooPiercing

    488 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.



 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ